Merhabalar! Dorukkayaas olarak “Adana Kozan’da kaç şiddetinde deprem var” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.
Adana Kozan’da Kaç Şiddetinde Deprem Var? Kayseri’den Uzanan Bir Endişe Gecesi
Sessiz Bir Kayseri Akşamında Gelen Haber
Kayseri’de odamın küçük masasının başında yine günlüğümü yazıyordum. Bazen insanın içinde birikenleri anlatabileceği tek yer birkaç sayfalık eski bir defter oluyor. 25 yaşındayım ve uzun zamandır yaşadığım her önemli anı, her korkuyu, her sevincimi bu deftere yazıyorum. O gece de sıradan bir akşam gibi başlamıştı. Dışarıda hafif bir soğuk vardı, pencerenin kenarında oturmuş kahvemi içerken günün yorgunluğunu atmaya çalışıyordum.
Tam o sırada telefonuma gelen bir bildirim bütün sessizliği bozdu. Adana Kozan’da deprem olmuştu. İlk anda kalbim hızlandı. Deprem kelimesi bile bende garip bir tedirginlik oluşturuyor. Çünkü deprem sadece toprağın hareket etmesi değil, insanların hayatlarının birkaç saniye içinde değişebilme ihtimali demek.
Telefonumu elime aldım ve hemen “Adana Kozan’da kaç şiddetinde deprem var?” diye bakmaya başladım. Ekrana düşen bilgiler arasında depremin büyüklüğünü ve etkilediği bölgeleri anlamaya çalışıyordum. İçimde garip bir karışıklık vardı. Bir yandan gerçeği öğrenmek istiyordum, diğer yandan kötü bir haber görmekten korkuyordum.
O an fark ettim ki kilometrelerce uzakta olsak bile bazı olaylar insanın kalbine dokunabiliyor. Kayseri’deydim ama aklım Adana Kozan’daki insanlardaydı.
Adana Kozan Deprem Haberini Öğrendiğim An
Deprem haberlerini takip ederken en çok düşündüğüm şey hep aynı oluyor: “Şu anda oradaki insanlar ne yaşıyor?”
Bir binanın içinde oturan, belki çocuğunu uyutan, belki sofradan yeni kalkmış bir insan… Bir anda sarsıntıyı hissediyor. O birkaç saniyede herkesin aklından aynı düşünceler geçiyor olabilir: “Bina sağlam mı?”, “Ailem nerede?”, “Dışarı çıkmalı mıyım?”
Adana Kozan’da meydana gelen depremin büyüklüğünü öğrenmeye çalışırken aslında sadece bir rakama bakmadığımı fark ettim. Depremin şiddeti ya da büyüklüğü önemliydi ama benim için asıl önemli olan insanların güvende olup olmadığıydı.
Günlüğüme o gece şu cümleyi yazmışım:
“Bugün yine anladım ki uzak dediğimiz yerler bazen kalbimize çok yakın olabiliyor.”
Bu cümleyi yazarken gerçekten duygulandım. Çünkü deprem haberleri insanın içinde hem korku hem de dayanışma hissi oluşturuyor. Bir tarafta yaşanan endişe, diğer tarafta insanların birbirine destek olma isteği…
Bir Deprem Haberinin İnsan Üzerindeki Etkisi
Küçük Bir Bildirim, Büyük Bir Düşünce
Bazen hayatımızdaki en büyük değişimler çok küçük şeylerle başlıyor. Telefon ekranında beliren bir haber bildirimi gibi…
O gece normalde erken uyumayı planlıyordum. Sabah işlerim vardı ve dinlenmem gerekiyordu. Fakat Adana Kozan deprem haberinden sonra uykuya dalmak kolay olmadı. Sürekli telefonuma bakıyor, yeni bilgiler geliyor mu diye kontrol ediyordum.
İçimde bir korku vardı. Çünkü Türkiye’de yaşayan herkesin depremle ilgili bir anısı veya korkusu bulunuyor. Bazılarımız bunu doğrudan yaşadık, bazılarımız ise yaşanan büyük acıları izleyerek öğrendik.
Ben de o gece kendimi sorguladım. Evimde güvende otururken başka insanların yaşadığı endişeyi düşündüm. Bu düşünce beni hem üzdü hem de insanlara karşı daha fazla yakınlık hissetmemi sağladı.
Deprem Sonrası Bekleyişin Ağırlığı
Deprem olduktan sonraki en zor anlardan biri sanırım beklemek. İnsan kesin bilgiye ulaşmak istiyor. Herkes iyi mi? Hasar var mı? Yeni bir sarsıntı olacak mı?
Bu soruların cevaplarını beklemek bile başlı başına yorucu.
Adana Kozan’daki deprem haberini takip ederken içimde büyük bir umut vardı. Her yeni haberde insanların zarar görmemiş olmasını diliyordum. Bir yandan da hayal kırıklığı hissediyordum. Çünkü her deprem haberinde aynı korkuları yeniden yaşıyoruz. Yıllar geçiyor ama deprem gerçeği hâlâ hayatımızın bir parçası olmaya devam ediyor.
Günlüğümde Kalan O Gece
Ertesi gün sabah kalktığımda ilk yaptığım şey yine deprem haberlerine bakmak oldu. Kahvemi hazırlarken bile aklım Adana Kozan’daydı.
Günlüğümü açtım ve gece yazdıklarımı tekrar okudum. Duygularım hâlâ aynıydı. Korku, merak, üzüntü ama aynı zamanda güçlü bir umut…
Bazen hayat bize ne kadar küçük olduğumuzu hatırlatıyor. Bir deprem, saniyeler içinde insanların bütün planlarını değiştirebiliyor. Ama aynı zamanda insanın ne kadar güçlü olduğunu da gösteriyor.
Deprem sonrası insanların birbirine yardım etmesi, komşuların kapılarını açması, yabancı insanların bile birbirinin yanında olması bana hep umut veriyor.
O gün kendime şunu söyledim:
“Belki de bizi güçlü yapan şey hiç korkmamak değil, korkumuza rağmen birbirimize destek olabilmek.”
Kayseri’den Adana Kozan’a Uzanan Duygular
Mesafeler Bazen Anlamsızlaşır
Kayseri ile Adana arasında mesafe var. Fakat bazı olaylar kilometreleri ortadan kaldırıyor. Bir şehirde yaşanan acıyı başka bir şehirde hissedebiliyoruz.
Adana Kozan’da meydana gelen deprem benim için sadece bir haber değildi. O bölgede yaşayan insanların hayatına dokunan gerçek bir olaydı. Belki o gece bir aile dışarıda bekledi, belki bir çocuk korkuyla ailesine sarıldı, belki yaşlı bir insan eski deprem anılarını hatırladı.
Bunları düşündükçe içimde büyük bir hüzün oluştu.
Ama sadece hüzün değil…
Aynı zamanda umut da hissettim. Çünkü insanın en zor zamanlarda bile birbirine uzattığı el çok değerli.
Deprem Gerçeğiyle Yaşamayı Öğrenmek
Depremi tamamen hayatımızdan çıkarmamız mümkün değil. Ancak ona karşı hazırlıklı olmak, bilinçli davranmak ve güvenli yaşam alanları oluşturmak bizim elimizde.
O gece kendi evimi de düşündüm. Dolabın duruşunu, eşyaların yerini, acil durumda ne yapacağımı…
Belki bu tür haberler bizi korkutuyor ama aynı zamanda bize hazırlıklı olmayı da hatırlatıyor.
Adana Kozan depremi hakkında “kaç şiddetinde deprem oldu?” sorusunun cevabını ararken aslında daha büyük bir şeyi fark ettim. Deprem sadece bir sayıdan ibaret değil. Arkasında insanların hikâyeleri, korkuları ve umutları var.
Son Sayfaya Yazdığım Cümle
O gecenin sonunda günlüğümün son sayfasına şu cümleyi yazdım:
“Bugün uzak bir şehirde yaşanan deprem bana yine aynı şeyi hatırlattı: İnsan hayatı çok değerli ve birbirimize destek olmak zorundayız.”
Aradan zaman geçse de o geceyi unutmadım. Çünkü bazı haberler sadece okunup geçilmiyor. Bazıları insanın içinde iz bırakıyor.
Adana Kozan’da yaşanan deprem haberi de benim için böyle oldu. Kayseri’de kendi odamda otururken bile o insanların yaşadığı endişeyi hissettim. İçimde bir korku vardı ama o korkunun yanında güçlü bir umut da vardı.
Belki de hayatın en gerçek tarafı bu: Zor zamanlarda bile umudu kaybetmemek.
Depremler bize toprağın hareket ettiğini gösteriyor ama insanların kalplerinin ne kadar güçlü olduğunu da hatırlatıyor. Birbirimizi düşündüğümüz, dayanışmayı unutmadığımız sürece her zorluğun üstesinden gelmek için daha güçlü olabiliriz.
İlgili Makale: Adana Kozan'a hangi belediye otobüsü gider ?