Türkiye’nin 3 Büyük Ne? – Mizahi Bir Bakış Açısı
Türkiye deyince aklınıza gelen üç şey nedir? İstanbul, Ankara, İzmir… Herkesin hemen sayacağı üç büyük şehir. Ama gerçekten sadece şehirler mi Türkiye’nin 3 büyüklerini oluşturuyor? Bence o kadar basit değil. Hele ki İzmir’de, 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli espri yapan birisi olarak, her şeyi biraz fazla düşündüğümde, Türkiye’nin 3 büyük ne? sorusu bana çok daha derin bir anlam ifade ediyor. Hadi gelin, bu yazıda biraz eğlenelim, biraz da sorgulayalım.
Türkiye’nin 3 Büyük Ne? İstanbul, Ankara, İzmir mi?
İstanbul demek, trafiği, kalabalığı, bitmeyen iş görüşmeleri ve bir de 5 dakikalık mesafede geçen 2 saatlik yolculuk demek. Hadi, bir kahve içmek için bir yere gitmek istiyorsunuz, ‘Hadi çıkalım’ diyorsunuz. Ama tabii çıkmanın en az 1 saat süreceğini biliyorsunuz. Gidilen yerin yakınına geldiğinizde şansınız varsa park yeri buluyorsunuz; yoksa, park etmeye çalışırken arabayı o kadar ileri itiyorsunuz ki bir anda Anadolu yakasında buluyorsunuz kendinizi. Sonra “Evet, işte İstanbul bu!” diyip, bir çay içmeden evinize dönüyorsunuz.
Ankara da öyle bir yer ki… Bir yanda bürokrasi, diğer yanda taşra havası! Buradaki hava öyle soğuk ki, sadece fiziksel değil, insan ilişkilerinde de biraz mesafeli. Evet, ‘Hadi canım, çok soğuk!’ dediklerimizi anlamak, Ankara’da her zaman mümkün. Zaten bir Ankara kökenliyle karşılaştığınızda selamlaşmak bile birkaç saniye alabiliyor. Bir tanıdık, bir ‘selam’ vermek yerine, “Sen nasılsın, benden ne haber?” diye bir başlık açıyor, ben daha ne olduğunu anlamadan muhabbet bitiyor. Neyse, Ankara’yı övmek de bir yazı konusu değil, biz yine İzmir’e dönelim.
İzmir… Ah İzmir… Gerçekten çok özel bir yer. Yağmurlu günlerde bile caddelerde yürürken kendinizi bir moda dergisinin çekiminde gibi hissediyorsunuz. O kadar havalı, o kadar cool ki! İzmir’de yürürken başınızı eğip yere bakarsanız, kendinizi her an bir İbrahim Tatlıses şarkısında bulabilirsiniz. Bir İzmirli olarak, bir gün metrobüse binmek için İstanbul’a gitmeye karar verdim. “Nasılsa İstanbul’da ne çok insan var, biriyle tanışırım” dedim. Ama İzmirlilerin özgürlüğü ve biraz ‘boş’ tavırlarını İstanbul’da bulamadım. Bir metrobüse binip 20 dakika bile dayanamayıp geri döndüm.
Yani, Türkiye’nin 3 büyükleri derken sadece şehirleri kastediyoruz, değil mi? Ama bence bu üç büyük, İstanbul, Ankara ve İzmir’den çok daha fazlasını barındırıyor. İşte, bu yazıda biraz daha yaratıcı bir bakış açısı sunalım.
Türkiye’nin 3 Büyük Ne? Sıfatlar, Sürprizler ve Sorular
Büyük Sıfatlar: “Büyük” derken bir şeyin gerçekten büyüklüğü ile ilgili mi konuşuyoruz? Yoksa büyüklük, halk arasında en çok konuşulan konu mu? Düşünsene, iş yerinde herkes sana ‘büyük’ diyor, ama arka planda “Abi, çok büyük konuşuyorsun!” derken, aslında ‘büyüklük’ anlayışı değişiyor. “Sen büyüksün!” demek, sadece boyun uzun olduğu için değil, bazen aşırı konuşturduğunuz, herkesin gözünün içine bakarak giydiğiniz kıyafetle ilgili olabiliyor.
İşte bu yüzden, Türkiye’nin 3 büyüklerinden biri, her zaman “Büyük laf”lar oluyor. Çünkü her şehir, her kişi kendi büyüklüğünü tartışıyor. İstanbul diyor ki, “Ben çok büyüğüm!” Ankara diyor ki, “Ben çok ciddi ve disiplinliyim!” İzmir diyor ki, “Büyüklük mü? Hadi ama, önemli olan yaşamak!” Ve biz yine koca bir kısır döngü içinde dönüp duruyoruz.
Büyük Sorular: “Büyük” demişken, insanın hayatındaki en büyük soru da nedir? “Nereye gidiyoruz?” Hayat bazen o kadar karmaşık hale geliyor ki, birkaç adım sonra “Nereye gitmiştik?” sorusunu sorabiliyoruz. Hani derler ya, “Hayat bir yolculuktur”, ya işte, bence hayat bir kafa karışıklığıdır. Yola çıkıp, nereye gittiğini unutan biri gibi… Ama bir bakıyorsun, gittiğin yol aslında seni bulman için gerekiyormuş.
Bunları düşündükçe, Türkiye’nin 3 büyüklerini sorguluyorum. Belki büyük olan sadece şehirler değil, aynı zamanda her birimizin karşılaştığı büyük sorular. Hani şu, “Evlenmeli miyim?” ya da “Hangi araba daha ekonomik?” gibi sorular var ya, işte onlardan da bahsediyorum. Çünkü Türkiye’nin en büyük ne? sorusu bu kadar düz olamaz, değil mi?
Türkiye’nin 3 Büyük Ne? Misafirlikler, Çekişmeler, Çaylar
Bir arkadaşım var, her akşam beni çaya çağırır. Ama o kadar çabuk karar verir ki, “Gel bakalım çay içelim” demesiyle, ‘Hadi benden bir çay içelim’ demem bir olur. Tabii ki gitmeye karar verdim, çünkü en sevdiğim şey çay içmek. Zaten ‘İzmirli’ olmanın avantajları bunlar: Çay iç, keyfine bak, boğulma, derin soruları düşün. Ama soruyorum kendime, “Gerçekten mi, yalnızca bu kadar mı?”
İşte Türkiye’nin 3 büyüklerinden biri de çay. Evet, Türkiye’de çay öylesine büyüktür ki, masaya konan her kahve fincanı, bir ‘İzmirli’ni karşınıza çıkarmak için yeterlidir. Misafirlikler, herkesin birbirine “İyi misin?” demek için kullandığı yollar gibidir. Ama bir an önce anlaman gerekir ki, çay içilen her sohbette bir ‘sürekli’ dostluk başlamıştır. Yani, çay yalnızca bir içecek değil, sohbetin anahtarıdır.
Bir kere, “Türkiye’nin 3 büyükleri” yazısı, aslında her yerin kendi büyüklüğüyle ilgili. Türkiye’de büyüklük, sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir mesafe de içeriyor. Bu yüzden İstanbul’da da, Ankara’da da, İzmir’de de herkes kendi büyüklüğünü yaşar. Herkes, bir ‘sohbet’ ve ‘an’ içerisinde yaşar.
Sonuç: Türkiye’nin 3 Büyük Ne? Farklı Büyüklükler
Hadi, siz de bir göz atın. Türkiye’nin 3 büyük ne? sorusu, hayatın kendisi gibi değişken. Ama bir şey kesin: Bu üç büyük şehri seviyorum, çünkü her birinde kendime ait küçük bir ‘büyüklük’ buluyorum. İzmir’de gülümsediğinizde, İstanbul’da kaybolduğunuzda, Ankara’da kaybettiğinizde, aslında en büyük şeyi bulmuş oluyorsunuz: Kendiniz.
Yani, Türkiye’nin 3 büyükleri sadece şehirlere ait değil. Bazen büyük olan, o şehri sevmenin, o şehrin hırsını taşımak da olabilir. Gerçekten, büyük olmanın tek yolu büyüklük değil. Bazen, küçüklükler de büyüklüğü yaratır.